Grup Munzur’un ‘Haykırış’ı notalarda ses buldu

EZGİ GÜNEŞ-ANF

Babanın Türküsü, Onların Kavgası, Hep Birlikte, Tutuşturun Geceleri, Beklenen Uzak Değil, Bahara Çağrı ve Kızıl Anka albümleriyle dinleyicilerinin beğenisini toplayan Grup Munzur, yolculuğuna ‘’Haykırış’’ adlı albümüyle devam ediyor.Yeni albümlerinde kendi eserlerinin yanı sıra, yine farklı dil ve kültürlerin kardeşliğini ezgilerde buluşturuyor ve yine eşit, özgür, sömürüsüz bir dünya için yürütülen mücadelenin ezgilerini yaratmaya ve yaşamaya devam ediyor.

Grup Munzur ile çalışmalarını, ’Haykırış’’ı, sanat ve sanatçıyı konuştuk.

“Babanın Türküsü” ile yola çıkan Grup Munzur, “Haykırış” ile bu yolculuğunu sürdürüyor. Grup Munzur bu yolculuk boyunca neler yaşadı?

Eğer politik iddialarla yola çıkmışsanız çok çeşitli engellerle karşılaşma ihtimaliniz yüksek. Bu hem grubun dinlenilmesi açısından, hem maddi hem de manevi açıdan zor bir iş…Zor ama oldukça güzel, onur verici bir iş… Hele ki bu ülkede ezilenlerin yanında, onların kendi geleceklerini kurması yolunda halkın sorunlarını, dertlerini bunun yanında direnişlerini, umutlarını konu ediyorsanız, resmi ideolojinin teşhirini yapıyorsanız, tüm bunları hayata geçirmek için devrimci içerikte bir müzik yapıyorsanız o zaman hakim ideolojiyle başınız dertte demektir. En başta zaten egemenler her türlü aracını kullanarak özellikle burjuva basın-yayını kullanarak sizi “marjinal”, “terörist” olarak damgalıyor. Sanat yapmanıza rağmen… Öncelikle bu anti-propagandaya karşı mücadele ediyorsunuz. Yani onlar sizi halktan uzaklaştırmaya, sizi halka yabancılaştırmaya çalışırken, siz sınırlı olanaklarınızla bunun tersini anlatmaya, yaymaya çalışıyorsunuz. Diğer yandan fiili müdahaleler, baskılarla karşılaşıyorsunuz.

Grup Munzur elemanları sürekli dava ve tutuklamalarla karşı karşıya kaldı…

Evet. Grubumuz 1994 yılında kuruldu. O günden bugüne sahne konuşmalarından tutun da söylediği şarkılara dair yığınla dava açıldı grup elemanlarına. Grup elemanlarımız tutuklandı, gözaltına alındı. Belki şaşıracaksınız fakat kimi konserlerde sahnede okuduğumuz şarkılara dahi yani repertuarımıza dahi müdahale edildi. Mesela “İbrahim Yoldaş şarkısını okumayacaksınız, yoksa konser salonuna müdahale ederiz” diye tehdit edildiğimiz zamanlar oldu. Güvenlik gerekçesiyle konser esnasında jandarma tarafından ses cihazlarının kapatıldığı zamanlar oldu. Sahne konuşmalarımızdan, söylediğimiz şarkılardan davalar açıldı. Bunun gibi bir sürü şey… Demokrasinin ya da ifade özgürlüğünün olmadığı bir ülkede bunları yaşayacağımızı biliyorduk, biliyoruz, hala karşılaşıyoruz. Sahte özgürlük demokrasi söylemleriyle, açılımlarla halkın bilincini bulandıranları biz, bize açtıkları davalardan biliyoruz. Tabii bu zorlukların grup elemanları üzerinde olumsuz etkileri olabiliyor. Bu zorluklara göğüs geremeyenler olabiliyor, doğal olarak. Öte taraftan sanatı, yaptığımız müziği bir ticaret aracı olarak görmediğimiz için maddi boyutuyla yarattığı sıkıntılar var. Fakat her şeye rağmen grubumuz bugün hala varlığını koruyorsa, tüm engellemelere rağmen doğrularından ve sınıfsız ve sınırsız bir dünya için müzik yapmaktan vazgeçmediyse demek ki karşımıza çıkan engelleri kısmen de olsa aşmışız demektir. Bu engelleri de kolektif çalışmanın, kolektif yaşamanın, örgütlü bir tavır sergileyebilmenin verdiği güçle aştık. İşçilerin, köylülerin, emekçilerin eşit, özgür, sömürüsüz bir dünya için yürüttükleri haklı mücadeleden aldığımız güçle aştık-aşıyoruz.

Kurmanci, Zazaca, Arapça, Türkçe…parçalarınızla halkların kardeşliği mesajıyla çıkıyorsunuz dinleyicinin karşısına. Grup Munzur’un bu anlayışı kitleler üzerinde nasıl bir etki bırakıyor? Bu konudaki gözlemlerinizi paylaşır mısınız?

Halkların kardeşliği için söylenen her ezgi mutlaka karşılığını buluyor. Yüzyıllardır egemenler sömürü çarklarının devamı için halkları karşı karşıya getiriyorlar. Bunun karşısında halkların yüzyıllardır bir arada kardeşçe yaşam özlemi var. Dolayısıyla bu ülkede resmi ideoloji tarafından ötekileştirilmeye çalışılan hangi halkın dilinden türküler söylediysek büyük bir ilgiyle karşılandı. Mesela Zazaki ya da Kürtçe ezgilerimiz bu dillerden anlamayan insanlar tarafından büyük bir ilgiyle dinleniliyor. Ya da son albümümüzdeki Arapça eser en çok ilgi gören eserlerden… Neden? Çünkü öteki olarak görülen bir halkın dilinden ya da kültüründen bir şeyler barındırdığı için… Çünkü halklar birbirlerinin dilini, kültürünü ortaklaştırabiliyor, kaynaşabiliyor. Çünkü halkların acıları ortak, çünkü halkların tarihleri ortak… Yani bir Türk ya da Arap dilini, kültürünü yakından bilmediği bir Kürt ezgisinde ağlayabiliyor, Kürtçe bir ezgiyle halaya durabiliyor.

Bu albümde Kürt aydını Cigerxwin’un dizelerini de notalara döktünüz. Munzur için Cigerxwin’in taşıdığı anlam nedir?

Grubumuz halkların belleğinde yer edinmiş, onları ileriye taşıyan bütün değerleri sahipleniyor. Cigerxwin Kürt edebiyatının en önemli isimlerinden biridir, devrimcidir. Biz de yüzyıllardır kanla, gözyaşıyla, asimilasyonla yok sayılan Kürt halkının o zengin kültür mirasının yarınlara taşınması gerektiğini düşünüyoruz. Düşünün ki nice baskılar görmesine, yok sayılmasına rağmen yine bugünlere uzanmış, karanlığın içinden parlayan bir ışık var. Biz bu ışığa gözlerimizi nasıl kapatırız. Cigerxwin Kürt edebiyatında, şiirinde ezilenden yana olan, halkının acısını, çilesini, aşkını Mezopotamya’nın kültürel zenginliğini bugünlere taşıyan bir ışıktır, bir köprüdür. Biz de bu ışığın derinliğinden, zenginliğinden aldığımız güzelliği yarınlara taşıma gayreti içindeyiz. Bu vesileyle “Kürt açılımı” adı altında halkı aldatmaya çalışanlara ve buna kananlara da bir sözümüz olsun istedik. Cigerxwin’in mücadeleye çağıran, coşkulu sözleri yerini buldu sanırız.

Grup Munzur, sanatıyla bugüne kadar ezilen halkların yanında yer aldı. Toplumsal değişimde sanatçıya bu anlamda büyük görev düşüyor, diyebilir miyiz?

Evet, diyebiliriz hatta öyledir. Toplumsal aydınlanmada aydınlara, sanatçılara, yazarlara vs. çok görev düşüyor bizce. Sınıflı bir toplumda yaşıyorsak ve yaşamın itici gücü sınıflar arsındaki mücadele ise siyasetten bağımsız bir varoluş, duruş düşünülebilir mi? Bu sanat ve sanatçı içinde böyledir. Yani her sanat eseri bir toplumsal sınıfın damgasını taşır. Biz açıkça ilan ettiğimiz gibi işçi sınıfının, emekçilerin ezilen halkların sesi olmaya çalışıyoruz. Diğer yandan sadece sanat yaptığını iddia edenler, sanat sanat içindir klişesini tekrarlayanlar aslında siyasetin alasını yapıyorlar. Bir farkla onlar eserleri ve duruşlarıyla hakim sınıfların siyasetinin bir parçasıdırlar.

İsminizi aldığınız Munzur suyu, yok edilmeyle karşı karşıya. Munzur’da baraj yapılmasına karşı, Türkiyeli sanatçılar gerekli duyarlılığı gösterdi mi sizce?

Evet, Munzur suyu yok edilmeyle karşı karşıya… Sömürücülerin kar hırsı doğayı, dünyayı yaşanmayacak bir hale getiriyor maalesef. Bu çok önemli bir mesele. Fakat bu konuda yeterli duyarlılık gösterildiğini düşünmüyoruz. Bu Fırtına vadisi için de için de böyle oldu. Munzur için de zamanında gerekli duyarlılık gösterilemedi. Bu konuda çok dağınık duruldu. Bireysel karşı koyuşlar bir anlam ifade etmiyor bizce. Önemli olan tek tek olan karşı duruşları birleştirip tek güç haline getirerek doğamızı yok etmeye çalışanların karşısına çıkmak… Onlar yani egemenler maalesef çok güçlüler… Güçlüler belki fakat haklı değiller. Bizse gücümüzü haklılığımızdan ve halkın haklı mücadelesinden alıyoruz. Bir önceki sorunuzda toplumsal değişimde sanatçıya görev düşüyor mu diye sordunuz, işte Munzur ya da diğerlerinde de sanatçılar aydınlar bu sorunları gündemleştirip mücadele etmiş olsaydı eminiz halkın duyarlılığında ciddi bir değişim yaratacaklardı. Çünkü sanatçılar popüler bir alanda çalışma yürütüyorlar, üretiyorlar, dolayısıyla halka ulaşmada birçok araçtan daha güçlü bir araca, popülerliğe sahipler. Munzur suyu için de henüz geç değil… Son albümümüzde Munzur suyu için yaptığımız şarkıyı anlatırken şöyle dedik: “Suyu sudan, suyu ona hayat veren insandan ayırmak mümkün mü? Kıyılarına, insanlarına hayat veren Munzur suyu damar damar kurutuluyor, Munzur suyu susturuluyor, Munzur kanıyor… Munzur’un haykırışıdır sofranıza sunduğumuz…”

Eğer onların karşısında örgütlü bir güç olarak durabilirsek sanatçılar, aydınlar bir bütün halk onların hem Munzur’la ilgili hem de daha başka yerlerle ilgili yeni planlarını da engellemiş olacağız. Yani hala birçok şey yapılabileceğini düşünüyoruz.

Avrupa’da bir dizi konserler gerçekleştirdiniz. Yeni albümünüz ‘’Haykırış’’ nasıl karşılandı?

Yeni albümümüze tepkiler çok olumlu… Özellikle çok dilli olması büyük bir beğeniyle karşılanıyor. Halkların karşı karşıya getirilmeye çalışıldığı bir dönemde böyle bir albümün çok anlamlı olduğu söyleniyor. Grup Munzur’un alışılmış tarzının dışında yeni düzenlemeler ve yeni enstrümanların kullanımına özen gösterdiğimiz fakat kültür sanat anlayışımızdan taviz vermeden yaptığımız bir albüm “Haykırış”. Tabii bu albüm dinleyiciler tarafından karşılığını buluyor. Çoğunlukla duyduğumuz cümle şu: “Biraz farklı olmuş fakat çok güzel” Dinleyicilerin farklı tınılara ihtiyacı var bizce. Şu anda memnunuz albüme gelen tepkilerden.

Türkiye’de bu albümünüz ile kitlelerle buluşmayı ne zaman gerçekleştireceksiniz? Bir programınız var mı?

Şu anda önümüze koyduğumuz konserler dizisi yok. Zaten Avrupa konserleri yeni bitti. Haziran ayı içerisinde İstanbul’da birkaç bölgesel organizasyonda sahne alacağız. Biliyorsunuz yaz aylarında genelde festivaller oluyor. Bu yoğunluk içerisinde yeni albümün tanıtılmasına odaklanmış bir yurt içi turneyi organize etmekte zorlanıyoruz açıkçası. Fakat önümüzdeki aylar boyunca birçok ilde sahne almak istiyoruz.

Grup Munzur’un daha çok Dersim’e, Dersimlilere hitap ettiği yönünde genel gibi bir kanı var. Bu yönlü eleştiri alıyor musunuz? Değerlendirmeler için neler söylersiniz?

Evet, bu yönlü eleştiri alıyoruz. Fakat eskiye göre bu eleştiri çok azaldı. Hem grubun isminden kaynaklı hem de grubun ilk albümünde (Onların Kavgası) daha çok Zazaki eserlere yer verilmesi böyle bir yargının doğmasına, güçlenmesine vesile olmuş haklı olarak. Grup Munzur’un en fazla dinleyicisinin olduğu yer Dersim’dir, Dersimlilerdir. Bunun Grup’un üretimleriyle doğrudan ilgisi olduğu gibi, grubun üretimlerinden bağımsız o coğrafyadaki siyasal atmosfer nedeniyle de dolaylı ilişkileri var. Dersim’e özel bir anlam yükleme gayretimizden değil fakat nesnel bir gerçek var ortada. Dersimliler bu ülkedeki toplumsal mücadelede, sınıf mücadelesinde önemli bir sayıyla yer almışlar, alıyorlar. Tarihsel anlamda da birçok direnişe tanıklık etmiş bir coğrafyadır Dersim. Aynı zamanda bütün muhalif sanatçıların yoğun ilgiyle karşılandığı bir coğrafyadır Dersim. Fakat Grup Munzur’la Dersimliler arasında hem grubumuzun ismi vesilesiyle, hem Zazaca söylediğimiz eserlerin o coğrafyada çok beğenilmesiyle hem de siyasal nedenlerle güçlü bağlarımız olduğunu düşünüyoruz. Fakat biz Dersimlilere hitap etmek için özel bir çaba içerisinde değiliz. Grubumuz bu ülkede yaşayan tüm ezilen, ötekileştirilen halklar için, emekçiler, ezilenler için müzik yapıyor. Bazen bu konuda önyargılı olunduğunu da düşünmüyor değiliz. Grubu yakından takip edenler -Dersimli dinleyicilerimiz çoğunlukta olsa da- grubun müzikal içeriğinin çok daha geniş bir yelpazeyi kapsadığını görecektir.

Grubun müzikal tarzında bir değişim var mı?

Bizce gözle görülür bir değişiklik yok. Tarzımızı değiştirmek için özel bir çaba harcamadık. Fakat daha öncekilerden ileride olmalı dedik hep: Hem sound anlamında hem de içerik anlamında… Yani hem özünde hem biçiminde yeni ve daha nitelikli olmak zorunda dedik. Özellikle müzikal kaliteye ve içeriğin güçlü olmasına özen gösterdik. Yeni enstrümanlar kullandık. Bütün bunlar tarzda da bir değişim yarattı doğal olarak. Geçmişle bağlarımızı koparmadan düzenlemelerde yenilikler gerçekleştirdik. Her şey çok hızlı bir şekilde değişiyor, bu değişim insanların, müzik gruplarının, devrimci müzik gruplarının da kültür sanat anlayışında, müzikal dünyalarında, müzikal kalitelerinde de değişimlere vesile oluyor. Bizdeki değişim daha çok müzikal kalitede oldu. Olanaklarımızı ve sınırlarımız zorlayarak yenilendiğimizi düşünüyoruz.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Albümümüzden bir cümleyle bitirmek isteriz: “Haykıralım: karanlığın saltanatına son vermek için…”

ANF NEWS AGENCY


Yanıtla

İsim (gerekli)

Web sitesi

Welcome Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi

Giriş

Parolanızı mı unuttunuz?

Bu Siteye Üye Ol

Join

Join us as we spread the word.