Durmak yok şova devam / Özlem Yakar

Kendi ülkesinde üç maymunu oynayıp Somali’de insanlık abidesi kesilenlerin oyununu izledik televizyonlarda günlerce. Tayyip ve ekibinin insanlık trajedisini yakından görüşünü, dudaklarının büzülüşünü, ağlamaklı hallerini, nasıl karşılandıklarını, kendi elleriyle yardımları nasıl dağıttıklarını büyük bir ilgiyle takip ettik! (ah nasıl gurur duyduk, nasıl hüzünlendik!). Yardım heyeti uçağının nasıl büyük bir tehlike atlattığını ağzımız açık, büyük bir korkuyla izledik, bekledik! Yine, bir kez daha, halkın açlığından efendilere, onların yaverlerine, sanatçılarına, işadamlarına şov malzemesi çıktı. Yaptıkları her işi pazarlamada ustalıklarını yakından bildiklerimiz bu kez Somali’de insanlık dramına tanıklığını pazarlıyordu. Hayretle izledik!

Yoksulluğun halkın hayatında yarattığı somut durumun yanında sistem aynı zamanda yoksulluk kültürünü kendi çıkarları temelinde var eder ve kullanır. Bu kan emiciler, sömürücüler bir kez daha kendi yarattıkları açlığın fotoğrafını kendi çıkarları için kullandı, kullanmaya devam ediyor. Açlık  ve sefalet halkların vazgeçilmez kaderiymiş gibi, kilometreler boyu yürüyerek  açlıkla, susuzlukla pençeleşen kadınlara, çocuklara yardım eli uzatın çağrıları yapılıyor. Eğer sizler açlık, yoksulluk, ölüm yaratan kanlı ellerinizi sürmeseydiniz o topraklara, şimdi de yardım eli uzatın çağrıları olmayacaktı. Bir kez daha sebebi emperyalist-kapitalist sistem olan gerçekler karartılıyor, güya yapılan yardımlarla çözüm sunuluyormuş gibi gösteriliyor.

Somali’ye yardım çağrılarıyla timsah gözyaşlarına boğulan sahtekarlar, uşaklar  her gün Ortadoğu’da, ülkemizde, halkların haklı mücadelesini bastırmak için bomba üstüne bomba yağdırılmasına alkış tutuyor. Bir yandan yardım çağrılarıyla sahte gözyaşı dökenler, öte yandan Ortadoğu’da katledilen halkı görmezden geliyor, ağızlarındaki salyalarıyla pastadan pay kapmaya çalışıyorlar. Peki ya, bunca açlığın, yoksulluğun içerisinde emperyalistlerin silahlanmaya ayırdığı paydan neden bahsedilmiyor. Irak’ta ABD’nin, Libya’da NATO’nun katliamlarına ortak olan AKP hükümetinin, timsah gözyaşları ile ziyaret ettiği Somali’deki açlığı kim yarattı acaba?

Açlıkla yüz yüze kalmış Somali, zengin petrol, doğalgaz kaynaklarına sahip. Özellikle balıkçılık ve turizm için oldukça elverişli olan Somali maalesef bu kaynaklarını hiçbir zaman kendi halkı için kullanamamış. Tarihte İngiltere, Almanya, Portekiz gibi ülkelerin iştahını kabartmış tabiki tüm bu kaynaklar. 60’lı yıllara kadar İngiltere bu kaynakları elinden geldiğince kullanmış. Basra-Kızıldeniz bölgesindeki ticaret ve enerji sevkiyatının geçiş bölgesi olması bakımından da emperyalist güçlerin dikkatini çekmiş. Uluslararası petrol şirketleri Somali’deki petrol kaynaklarına ucuz maliyetlerle el koymuş. Dolayısıyla Somali, kendi kendine yetebilmesi için en önemli ekonomik dayanağından birini kaybetmiş. Somali’nin yaşadığı sefaletin en önemli nedenlerinden biri de 1980’lerden itibaren IMF ve Dünya Bankası’nın ülkede uyguladığı politikalar. Uygulanan ekonomik politikalar Somali’yi kendi kaynaklarını kullanamaz duruma hatta gıda alanında dahi dışa bağımlı bir hale getirmiş. Somali’de 90’lı yıllarda ortaya çıkan iç savaşı durdurmak için yine demokrasi havarisi ABD devreye girmiş. Güya El Kaide ile işbirliği olan bölgedeki radikal dinci örgütün liderlerini yakalamak için 2000’li yıllarda tekrar Somali’ye müdahale etmiş. Tüm bunlar dışında Rusya, Çin, İspanya, İtalya’da Somali’nin kaynaklarıyla yakından ilgilenen ülkeler arasında. Şimdi insanlık dramı olarak gösterilen Somali’deki açlık bir kırım değil mi aslında? Bu kırımın sorumluları da tarihten bu yana  Somali’nin kendi kendine yetebilecek kaynaklarına göz koyan, talan eden emperyalist-kapitalist güçler değil mi? Şimdi Somali’de gerçeğin nedeninin emperyalistlerin sınırları, kıtaları aşan açlığının neden olduğunu kim saklayabilir ki? Tüm bunlardan sonra bugün gerçekleştirilen ziyaretlerin arkasında ekonomik planların olmadığını düşünmemek garip olur. Tayyip’in yardım heyetinin içinde işadamalarının yoğunlukta olması dikkat çekici, kayda değer bir ayrıntı olsa gerek.

Ya siz emperyalistlere peşkeş çekilen ülkemizi -aslında emperyalistlerin uşaklarını – temsil eden değerli sanatçılarımız!  Ah ne duygulusunuz ne insancılsınız, ne kadar duyarlısınız böyle. Nasıl gurur duyduk sizleri orada, Somali’de, açlığın, yoksulluğun, ölümün tam ortasında, tüm bunlara tanıklık ederken, vicdan sahibi temsilcilerimiz olarak görmekten. Ya peki bugüne kadar ülkenizde yaşanan yoksulluğa neden gözlerinizi kapadınız? Ankara’nın göbeğinde mücadele yürüten, çocuklarının geleceğini kurtarmaya çalışan Tekel işçisini neden görmediniz? Acaba hangi gözle baktınız onlara! Dili, kimliği, kültürü için mücadele eden Kürt ulusuna kanla, katliamla karşılık verilmesinin yarattığı toplumsal yıkımdan haberiniz var mıydı botokslarınızı yaparken, sör vayvırları vatan savunmasına dönüştürürken! O bol ışıklı, bol kostümlü sahnelerinizden ekmeği için mücadele yürüten yoksul Karadeniz, Ege köylüsüne ne dediniz mesela? Acımakla kalarak ya da “Baba beni okula gönder” kampanyalarına reklam vererek o taraflı vicdanınızı mı yatıştırdınız  ya da  yurdu ne olursa olsun çoğunlukla insan dahi görülmeyen, her gün katline bir yenisi eklenen kadınlarımıza nasıl seslendiniz mesela? Daha birkaç gün öncesinde “terörist” diye katledilen sivilleri, sivillerin içinde parçalanmış bedeniyle yatan Solin bebeği duymadınız değil mi? Ama üzülmeyin, biliyoruz…Sanatçısınız,vicdanlısınız… “Yardım heyet”lerinde boy göstererek toplumsal duyarlılığı arttırdınız. Gurur duyduk. İşte Türk sanatçısı. İşte örnek davranış. Artık köylülerimiz, işçilerimiz, ezilenlerimiz bu yardım ziyaretinin yarattığı itibarla birkaç sene karınlarını doyuracak, iş bulacak, ekmek yiyecek. Ne mutlu bize, size, Türk halkına! Ne mutlu Türküm diyene! Ne mutlu Ajda olana, Sertap olana, Nihat olana! Bugün zalimin yanında boy gösterenler halkın haklı tarihinde, sanatında, kültüründe bir hiç olarak kalacaktır. Tarafı olduklarınızın yanında boy gösterip sefasındasınız fakat yanlış olan görünürde değil, temeldedir. Televizyonlarda boy gösteren sanatçılarımızın taraf olduğu yer, tutunduğu dal yanlıştır ve o dal kırılmaya mahkımdur. O  dal artık yüklendiği yükü taşıyamaz haldedir. Aydın olmanın, sanatçı olmanın gerekleri  vardır değerli sanatçılarımız! İyi yazmak, iyi şarkı okumak, iyi beste yapmak yetmez. Kaleminiz, sesiniz, sanatınız doğrunun yanında;  ezenin, sömürenin değil ezilenin, hakkı gasp edilenin yanında olmak zorundadır. Suriye’de, Ortadoğu’da ortaya çıkan ayaklanmaları haklı gören fakat kendi ülkesinde kimliği için mücadele yürüten (ayaklanma dahi değil dikkat edin) halkın  çadır açmasına, oturma eylemine dahi şiddetle, gözaltıyla, tutuklamayla karşılık veren, yanında boy gösterdiğiniz o sahte demokratlar faşizmin yegane bekçileridir. Adı Tayyip, adı Kemal, adı bilmem ne! Hepsinin beslendiği kaynak aynıdır.

Ocak 2010’da hak alma mücadelesini yürüten işçilerin tazminatlarının ödenmesini Maliye bakanı Mehmet Şimşek’in  “ Hükümetin varsa bir suçu o da merhametli olmasıdır” diyerek hakkı, hukuku merhametle açıkladığını hatırlarsınız. Yoksulluk, acı, açlık, yoksunluk halk için kaçınılmazmış gibi, bunların halkın değiştirilemez yazgısı olduğu kazınmış beyinlerimize yüzyıllardır… Bunu değiştirmek zaman ister, çaba ister, bilinç ister, zoru yüklenme cesareti ister elbette.

Son zamanlarda yine hemen her liberal kalemşörden, boyalı basından, burjuva parti üyesi siyasetçiden vicdan, merhamet  lafını duyar olduk. Şimdilerde vicdanlara seslenen eski solcu yeni liberal köşe yazarlarımız ve eski solcu yeni piyasa sanatçılarımız ise yılgınlıklarının, yorgunluklarının, yenilgilerinin üstünü vicdan çağrıları yaparak kapamaya çalışadursun. Yaşadığımız toplumsal sistemde vicdan mülkün temelini oluşturuyor. Tarih  vicdanla değil, safının ve sınıfının bilinciyle yarına yürüyen ezilenlerin sırtında ilerliyor. Şimdi ağızlarında salyalarıyla merhamet, insanlık, vicdan çağrısı yaparak günah çıkarmaya çalışanların gerçek yüzünü ezilen halklar iyi bilir. Ortadoğu’ya demokrasi havarisi edasıyla elini uzatan Türkiye devletlüleri şimdi yardım elini Afrika’ya uzatıyor. Bir yandan dünyadaki haksız savaşların baş sorumlusu ABD’nin vazgeçilmez müttefikliğini aslında uşaklığını yapıyor, bir yandan da açlığını emperyalizmin yarattığı Somali’ye yardım çağrılarıyla insanlık gösterisi sergiliyor. Bu kadar aymazlık, bu kadar yalan dolan, bu kadar sahtekarlık! Pes doğrusu! Bir yandan Kürdistan topraklarında kürt ulusunun haklı mücadelesini baskıyla, zulümle, kanla, bombayla, kimyasal gazlarla, altı aylık bebeklerin dahi bedenlerini paramparça ederek durdurmaya çaılşıyor, bir yandan emperyalist saldırıların üstünü kapatmak için barış elçiliği görevini üstleniyor. Ya siz değil miydiniz “Kadın çocuk demeden gereğini yapın!” diyen. Siz değil miydiniz doymak bilmeyen açlığınızla yoksullukla cebelleşen çiftçiye “Ananı da al git diyen!” Siz değil miydiniz sermayenize sermaye katmak için, patronlarınızın cüzdanlarını biraz daha şişirmek için işçilerin hak mücadelesini zorla, şiddetle, copla, işsizlikle, sefaletle terbiye etmeye, bastırmaya çalışan… Bir yandan demokratlık dersi verirken diğer yandan düşüncesinden dolayı insanları zindanlara dolduran siz değil misiniz? Katil, sömürücü, zulüm kusan, kanla beslenen, körpecik bedenleri ölümle tanıştıran siz değil misiniz? Siz değil misiniz halkların üstüne bir karabasan gibi çöreklenen, halkları karanlığa boğan… Hayır bu ülkenin yoksullarına da acıyın, yardım elinizi uzatın demiyoruz. İstemiyoruz! O kanlı ellerinizi çekin üzerimizden.  Çok değil bu günler… Zaman alacak fakat mümkündür halkların kendi elleriyle yaratacağı ışıklı dünya… Evet, uzak belki ama zor değil, olmaz değil, ulaşılmaz değil  gelecek, aydınlık, güzel günler!

Özlem Yakar


Yorumlar (1)
  • avatar

    Ro Eyl 3 2011 - 21:25 Cevapla

    Sanatçı ve Vicdan.. Hua ? Bknz, Ajda Pekkan.. Aynur’la Kürtçe Düet Çalışması, Aile İçi Şiddete Son Kampanyası, Otizmli Çocuklara Destek, Somali’ye Çıkarma, Vs. – Rabarba.. Ha Bide Hayvan Hakları İçin Bişey Yapmıştı ki Gaf mı, Gaflet mi Ne Denir Bilinmez.. Sinir Uçlarınızda Biriken Tortu Ne Derse Artık.. Geçmiş Zaman Olurki, Ajda Pekkan İstiklal’de Stand Açan TAYAD’lı Aileleri “Hayvan Hakları Aktivisti” Sanar.. Gittiği Masayı Karıştıran Ajda, Kızıl Bandlı Kadınlardan Uzaklaşarak Az İlerdeki Standa Yönelir.. Köpek Sevip, Kedi Okşar.. Fotoğraf Çektirip, İmza Atar.. Hayvan Sever Olur ! Hayvanlara Gösterdiğiniz Duyarlılığı İnsanlarada Gösterseniz Şeklinde Tepki Alınca Ke-ke-le-me-ye Başlar ; “Çok Politik Bişey Ama”.. İkinci Kez Hua ? Ama’yla Başlayan Oyle Cümleler Kurmak İstiyorum ki Şu An.. İşte Böyle Dostlar, Sanatçı ve Vicdan.. Bazıları İçin İki Uçlu Kavram.. 
    Dostça..

Yanıtla

İsim (gerekli)

Web sitesi

Welcome Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi

Giriş

Parolanızı mı unuttunuz?

Bu Siteye Üye Ol

Join

Join us as we spread the word.