1920 yılında doğmuşum. Ankara’ya gelişimiz çok soğuk, hemen hemen kışın yeni başladığı zamana rastlar. O zaman dokuz yaşındaydım. Yağmurlu bir günde köyden ayrıldık. Arapkir’e oradan da Hekimhan, Kangal yoluyla Sivas’a kadar kara yoluyla ve kış vaktinde yolculuğumuzu sürdürdük. Ulaşım yolları iyi değildi. Hatta o koşullarla zor ilerliyorduk. Ve hayvanlarla geliyorduk. Hanlarda yata yata. O zaman uzun bir yolculuktan sonra, on bir günde Ankara’ya gelebildik. Ankara yeni kurulabilen on beş bin nüfuslu küçük bir kasaba görünümündeydi. Devamını Oku
Devrimci kültür-sanat ve edebiyat hem devrimci mücadelenin yadsınamayacak zorunlu bir parçası, hem de bir sonucudur. Ancak, zorunlu bir sonuç olması, bizim bu alanı kendiliğinden bir tarza bırakmamızı gerektirmez. Çoğu kez devrimci-demokratik kültürün yadsınması anlayışını şu şekillerde görürüz: Birinci yanlış anlayış; “biz savaşalım, ne de olsa sanatını yapanlar çıkacaktır” mantığıdır, ikinci yanlış anlayış ise devrimci-demokratik kültürün, demokratik devrim mücadelesindeki yerini yadsımaktır. Devamını Oku
Emperyalizmin 1970′lerde başlayan krizi ekonomik, askeri ve politik boyutlarıyla sürüyor. Kriz, bizzat emperyalistler tarafından da ifade ediliyor, tartışılıyor, çıkış yolları aranıyor. Emperyalistlerin ve onların yarı-sömürgelerdeki işbirlikçilerinin yaşadığı bir kriz daha var ki, yeterince gündeme gelmiyor. Bu bir düşünsel-ideolojik krizdir. Saydığımız krizler (özellikle politik kriz) ve düşünsel kriz diyalektik bir biçimde birbirini besleyerek gelişiyor. Tarihin çöplüğündeki yerini almak için gün sayan bir sistemden düşünsel Devamını Oku
Join us as we spread the word.
Son Yorumlar