Bir kez daha girdiler hayatlarımıza. Hiç ummadığımız bir zamanda, kendi dalaşlarının bir malzemesi yaptılar. Daha önce de yapmışlardı, 38’de… Bir anda girmişlerdi diye anlatır atalarımız. Umulmadık, hiç beklenmedik bir zamanda… Her gazetenin sayfalarından birinde özür, yüzleşme, vicdan kelimelerinden geçilmez oldu. Günlerdir, haftalardır yine girdiler hayatlarımıza… Bir özrün arkasına saklanarak faşizmin alasını uygulayanların dudağının arasından çıkan o iki kelimeye bel bağlandı. Devamını Oku
Çok yönlü sanatçı Muzaffer Oruçoğlu’nun, Antagonizma (uzlaşmaz zıtlık) resim sergisi Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde ikinci kez açılacak. Sergi daha önce İstanbul Mephisto Kitapevi’nde sergilenmişti. 29 Eylül ile 26 Ekim tarihleri arasında açılacak olan kişisel resim sergisine tüm sanatseverler davetli. Devamını Oku
Yorgun argın evinize dönerken otobüsün yanındaki fiyakalı arabadan bozuk Türkçesiyle bangır bangır bir ses tüm kulaklarınızı doldurur: Bas gaza aşkım bas gaza/Kim tutar seni bas gaza/Yollar senin hiç durma/Hadi uçur beni burda…/Bir fıstık görsem frene basarım/Çaktırmadan güzel mi bakarım/Üffff güzelmişsin be cicim/Hadi gel beraber iki tur atalım… Devamını Oku
150 yıl önce, Türkiye denilen yerde Kürt yoktu. Kürtlerin yaşadıkları yerlerde, koyun otlatan, kaval çalan, kaçakçılık yapan, sigara ve çay içen, incelikli bir azametle yanık klamlar okuyan “Doğulu Vatandaşlar” vardı. Hatta bu vatandaşlar bile o zamanlar, Kürt olmadıklarını, halis Türk ırkından geldiklerini iddia ediyor, göğüslerini gererek, bu iddiayı güçlendiren, Türk, Aslantürk, Yıldırımtürk, Hastürk gibi soylu soyadları koyuyorlardı. Türk devleti bunların, karlı dağlarda yaşadıklarını, karda yürürken kart kurt sesleri çıkardıklarını, bundan dolayı Türklerin Kartkurt kesimini Devamını Oku
Tarihin çarkları durmaksızın dönerken her toplumsal sınıf da bu çarkın en güçlü dişlilerinden biri olan kendi kültür ve sanatıyla tarih sahnesinde yerini alıyor. Bu sahnede her sınıfın kültür ve sanatı farklı içerik ve biçimlerle çarkı kendi lehine döndürmeye çalışıyor. Tarih içerisinde, ezen sınıflar bekasının devamı için en güçlü silahlarından biri olan kültür ve sanatıyla halkın bilincinde yarattığı yanılsama sonucunda, halkın kendisine, ilerici kültürüne, sanatına yabancılaşması için elindeki bütün olanakları sonuna kadar kullanıyor. Devamını Oku
Kendi ülkesinde üç maymunu oynayıp Somali’de insanlık abidesi kesilenlerin oyununu izledik televizyonlarda günlerce. Tayyip ve ekibinin insanlık trajedisini yakından görüşünü, dudaklarının büzülüşünü, ağlamaklı hallerini, nasıl karşılandıklarını, kendi elleriyle yardımları nasıl dağıttıklarını büyük bir ilgiyle takip ettik! (ah nasıl gurur duyduk, nasıl hüzünlendik!). Yardım heyeti uçağının nasıl büyük bir tehlike atlattığını ağzımız açık, büyük bir korkuyla izledik, bekledik! Yine, bir kez daha, halkın açlığından efendilere, Devamını Oku
Şiir kitaplarını okurken bir yığın noktaya dikkat çekmeye çalışıyorum. Derinlik önemlidir. Dibinden ses gelen, seni çeken derinlik… Seni derinleştiren, unutulması zor derinlik… Çağrışım gücü ve büyüyle yüklü bir derinlik… Yalınlığın ve inceliğin gücünü duyumsatan bir derinlik… Şiiri eğer halk için yazma gibi bir derinlik derdiyle yazıyorsan, halk deryasının keşfine çıkmak, onun anlaşılmayan serüvenini, büyük illetini, killetini ve de zilletini anlamak zorundasın. Şiirin karakterine, dokusuna, halkın duru ve derin bilgeliğinden renkler almak gibi bir sorunun varsa… Devamını Oku
Yer yer sararmış yeşilimsi örtünün ışıltısı Ovacık’ı Hozat’a bağlayan vadinin, yolların izini saklıyor içinde. Munzur dağlarının o görkemli, savaşa çağıran heybetine dalmışken gözlerim Burnak köyünün etrafında bir yer arıyor. Duruyorum dimdik. Tepemden aşağıya doğru yayılan garip bir duyguya kapılıyorum. Bacaklarım da bir telaş var sanki. Sonra diz çöküp Munzur suyuna dokunuyorum. Yeni doğan güneşin altında baktığım her tepe, her dağ ışıl ışıl bir parıltıyla dokunuyor gözlerime. Tanıdık yüzlerin silueti Devamını Oku
Oyunculuk eğitimi ve oyun sahneleme süreçlerimizdeki niteliğimizi belirleyen şey nedir? Bunu sadece tek başına oyuncularımızın yeteneklerine veya yeteneksizliklerine ya da oyunu sahnelemeden önce yürüttüğümüz uzun ve yorucu oyunculuk ve oyun provalarına bakarak açıklayabilir miyiz? Yetenek ve emek kavramlarının oyunculuk süreçlerinde ne denli içinin boşaltıldığına ve çarpıtıldıklarına sürekli tanık oluyoruz. Sanat nedir? Sanatçı kimdir? Sorun biraz da, her dönemin egemen (popüler) sanat Devamını Oku
Kim ne söylerse söylesin. Kim kafasını kuma gömerse gömsün. Kim üç maymunluğa soyunursa soyunsun, “Gemisini yürüten kaptandır.” anlayışına sığınırsa sığınsın. Kim dayatılan olumsuzluklara, yaşanılan gerçekliklere sırtını dönerek, bir mağara girişine sırtını dönüp, kendi gölgesinin büyüklüğüne tapınırsa tapınsın. Kim gettosunda, sırça köşkünde yaşayıp “şal ve raks” üstüne şiirler dizerse dizsin. Bunlar duyarlı, tepkici, yani 3M olan (Sakın Migros’un M’leriyle karıştırmayın bunu Devamını Oku
Join us as we spread the word.
Son Yorumlar